Antichrist Filmini izle


Antichrist Filmini izle

Deccal, Antichrist
Hazırlayan:EsKO
Filmin Yönetmeni: Lars von Trier
Filmin Türü: Dram, Psikolojik, Gerilim
IMDB Puanı: 6.6
Yapım Yılı: 2009
Ülke: Danimarka, Almanya, Fransa, İsveç, İtalya, Polanya
Yayınlanan Tarih: 11 Haziran 2010
Senaryo yazarı: Lars von Trier
Türkçe DublajTürkçe Altyazılı
Başrol Oyuncuları: Willem Dafoe, Charlotte Gainsbourg, Storm Acheche Sahlstrøm

Not: Filmde +18 içerik mevcuttur…

Kendi ihmallerinden dolayı oğulları Nick’i kaybeden evli çift büyük bir yas içindedir. Oğlunun cenaze töreninde fenalaşan kadın, atipik bir yas dönemi içine girer. Panik ataklarla doruk noktasına çıkan bu dönemde, psikoterapist olan kocası ona yardım etmeye çalışır. Karısının korkuları üzerine çalışmaya başlayan adam, onu korkuları yüzleşeceği dağ kulubelerine götürür. Gerçekte onu korkutanın ne olduğunu bulmaya çalışması, gözden kaçan karanlık bir sırrı aydınlatacaktır…

İzlemesi gerçekten çok zor bir film, ama sinemayı seven ve anladığını iddia eden herkesin izlemesi gereken bir film. Dogville’den çok daha hırpalayıcı, şoke edici ve sersemletici bir film. Ama sonunda “iyi ki sinema var diyeceğiniz” filmlerden…

Antichrist, 62. Cannes Film Festivali’nin olay filmi. Filmin başrolündeki Charlotte Gainsbourg, festivalde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görülmüştür…



Diffusé par Adcash






Türkçe Dublaj Alternatifi

Türkçe Altyazılı Alternatifi

  • Melancholia (2011)
  • Nymphomaniac Vol: II (2013)
  • Nymphomaniac Vol:1 (2013)
  • The Boss of It All (2006)
  • Europa (1991)
  • 

    “Antichrist Filmini izle” için 41 Yorum

    1. burhanpolat diyor ki:

      valla 45. dakikasından sonra uyumuşum. dalga geçmiyorum gerçekten uyumuşum o kadar yavan sıkıcı ruhsuz filmdiki neden nasıl niçin bu filmi çkmişler merak ettim. helede filmin kapağında övücü yazılar sanırım izleyiciyle dalga geçmek yada yahudi reklamı bu olsa gerek

    2. Aysegül Şenköylü diyor ki:

      Dalgaları Aşmak filmini de heyecanla bekliyorum doğrusu:) Lars Von Trier filmleri için çok çok teşekkürler sevgili izlebizle emekçileri.

    3. cemal diyor ki:

      bunu geçen ay seyretmiştim burhan polat kadar dayanamamıştım 15 dakkadan sonra kapattım..

    4. Erdi diyor ki:

      Teşekkürler.

    5. Takıntı diyor ki:

      Lars Von Trier tarzına yabancı olan ve sinema kültürü çok temellenmemiş olan insanlara hitap etmeyen ama yukarıda telafuz ettiğim kısmın dışında olan insanlar için çok şey anlatan bir başyapıt.

    6. burhanpolat diyor ki:

      takıntı ne diyeyim sana nikinde anlatmışsın kendini zaten takıntılısın.

    7. saadet öztürk diyor ki:

      Lars vonTrier in en iyi filmlerinden biri 6.6 puan çok az

    8. hazan_gazel diyor ki:

      yorumlar için teşekkürler başka film bakayım :)

    9. esra diyor ki:

      yönetmenler tutkuyla seviliyor, kişinin sevdiği yönetmen onun için bir tutku. o nedenle herkesin kendi dünyası kendi yönetmeni :)

    10. esra diyor ki:

      bir filme kötü demek yanlış çünkü güzel ve kötü kişiye göreceli birşey. bir film insanın dünyasında değişim yaratma gücüne sahiptir

    11. beria gunay diyor ki:

      lars von trier in filmlerinde ana akım filmlerdeki gibi açık anlatım ve belirgin anlaşılır olay örgüsü beklemek yanlış olur.çünkü sinemaya farklı bir soluk getirmiştir ve filmlerinde sevilen de diğer filmlerden farklı olan yönleridir.melancholia yı tanıtım yazısını okumadan izlerseniz hiç bir şey anlayamazsınız çünkü o film olayı değil oradaki duyguyu anlatmak için çekilmiştir.alternatif bir izleyiciye hitap etmektedir bu yüzden.

    12. Unearth diyor ki:

      Teşekkürler.

    13. qOLqE diyor ki:

      çok sacma bi film zaman kaybı

    14. Yavuz CEVGER diyor ki:

      Çok güzel ve kaliteli bir film. Sinemanın, tüketilmesi gereken bir avuç çerezden çok daha farklı bir şey olduğunu bilen izleyicilere tavsiye ederim.
      Paylaşım için teşekkür ler.

    15. Cahil Savar diyor ki:

      yav bir insan cahilse, yüksek sanattan ve sinemadan anlamıyorsa onun ne işi var bu tarz filmlerde. yav gidin bol aksiyonlu, zeka unsuru bulunmayan ya da felsefi teması olmayan ucuz popüler kültür gişe sinemasını izleyin. sonra da o kendini bilmez cehil (cahil olduğunuz için cehil kelimesini bile yanlış yazdığımı sanarak bununla dalga geçebilirsiniz, halbuki alaycı bir şekilde bu sizin cehlinizi ispattan başka bir işe yaramayacaktır) durumunuzla kültürünüzü, zekanızı, kapasitenizi aşan sanat sinemasına pislik atın. yani hülasa, boyunuzu aşan sularda gezinmeyin, haddinizi bilin ve çapınıza göre bir film (mesela uyumadan sonuna kadar takip edebileceğiniz bir film olan Otomatik Portakal olabilir) izleyin. fildişi kulemden saygılar sunarım efendim.

    16. Tunahan diyor ki:

      Bir çok sahne inanılmaz çarpıcı. kadınlarla ilgili güncelliğini yitirmeyen konular burada da işlenmiş. Tek tek tüm detayları anladım diye bir yalan söylemeyeceğim ama kesinlikle konusuz bir film değildi. Anlamak istedikten sonra çok fazla anlam ortaya çıkıyor. Ayrıca sinema sanattır, çokta basit değildir. Bu nedenle kafasını yormak istemeyenler için çokta gerekli bir film değildir…

    17. batuhan diyor ki:

      bu film beş para etmez bedava werseler yine almam

    18. arzu diyor ki:

      flimmi beğenenler beğenmeyenlere yazmış.herkes bravo ne iyiydi demek zorunda değil.birkaç flim seyredip kendini sanatsal abide zanneden arkadaşlar bu iş o kadar kolay değil.sanattan anlamak için sadece flim seyretmek olmaz.bolca açık sahnesi olan aralara birkaç psikoloji cümleleri serpiştirilmiş bir flim nihayetinde.bütçesi kısıtlı,konusu kısırdöngü.her çeşit flim izlemişliğim her tür kitap okumuşluğum vardır.1940 ( ve özellikle alt yazılı) flimde izlerim.dostoyevskiden tolstoydan romanda okurum.sonuç itibariyle flim beş para etmez.beğenen arkadaşlarda beğenmeyenlere laf edemez.sitenize teşekkürler

    19. melek diyor ki:

      bune yaw ilk başı porno flimi gibi boyle işmi olur

    20. loveer diyor ki:

      Esko, Cronenberg seri istioruzzz:)
      Altyazılı olursa süper olur.

    21. Zeynep Yavuz diyor ki:

      Film hakikaten konusu ve görüntüsü itibariyle çarpıcı ve dehşet verici. Sıra dışı konusu oturmuş anlayışları yerinden oynatıyor ve uzun süre düşündürtüyor.. Film sevimli değil ancak asla boş değil. Tekrar izlenebilir filmlerden ancak ben pornoya kaçan açık sahnelerinden ötürü ikinci defa izleyemedim. Bence yönetmen bu sahneleri daha kapalı çekebilirdi, hatta sinemada kimsenin rahatsız olmadan izleyebilmesi için çekmeliydi de. Ancak şunu da söylemeliyim bu sahneler filmin konusunun üzerine asla çıkmıyor, film bittiğinde sizi bu sahnelerden çok filmin teması rahatsız ediyor. Neticede Trier bir kez daha izleyicileri sarsmayı başarıyor.

    22. mehmet ekici diyor ki:

      Neredeyse full erotik sarsıcı ama insana zevk vermiyor tabi filmdeki bazı yerler hariç tmmen saçmlık incile karşu yapılmış tabbiki deccal var ama bu saçma yapmışlar ne ise prono mu izledim film mi izledim belli değil !

    23. sasdas diyor ki:

      oglum zaten amerikalılar degılmı ne bılsın deccal felan ogrenmısler yapmıslar.

    24. sigmund diyor ki:

      Genelde holivud’un aksiyon, komedi, aşk vb hoş vakit geçirmek üzerine kurulu film endüstrisinin müdavimlerinin “beş para etmez, izlemeyinnnnnn” dediği filmlere dikkat edin, o filmler çoğunlukla izleyicisinin “ETKİN” olmasını talep eder.

      İnsan kitap okurken, anlatılan her ne ise onu zamanla imgeler, üzerine düşünür, hatta betimler, tartışır, öykünür… Benzer şekilde Tarkovski, Kubrick, Lynch, Haneke vs izlerken de benzer durumlar meydana gelir. Mesela Mozart, Bach, Şostakoviç dinleyin bunlar yine olur…

      Fakat hayatında 10 tane kitap okumamış, izlediği filmlerde tüm detayların apaçık ortaya koyulduğu ve hatta defalarca üzerine basıldığı yapımlara aşina “EDİLGİN” izleyici için söz konusu “ETKİN”lik talebi yıkıcı, boğucu, yok edicidir. Sonra da bu tip tepkiler verirler. Yani bunlar olağandır, onları anlamalı ve sanattan, bilimden, emekten, düşünmekten, sorgulamaktan ve devrimden mutlu olmaları konusunda yardımcı olmalıyız :)

    25. melek diyor ki:

      film doğayla olan savaşında doğanın bir parçası olarak insanın kendine yenilişini ve varoluşuna anlam verme macerasında hala kısır bir döngünün içinde olduğunu bir kez daha anlatıyor: yani yeni bişey yok. tabi anlatım biraz karışık şiirsel ama zaten sanatın kendisi bu herkes sevmek zorunda değil ama bence beğenmeliler hiç bir şeyini sevmeyen bari çekimleri beğensin çekim tekniği pek görecelilik içermez

    26. emel diyor ki:

      öncelikle filmin başına porno yakıştırması yapan arkadaşlara teşekkür ediyorum. haklısınız. aklınız o kadarına çalışmış:) bu denli bir sanat şahaserine bari yorum yaparken bir araştırın. ben mesela kendimi yorum yapmada yetersiz hissediyorum. ama bu ve benzeri akıl kullanımı gerektiren sinemaseverleri selamlıyorum. sevgili trier filmin başını müthiş bir operayla şiirlemiş. kaç kere izledim bilmiyorum. hele o kar yağarken pencerenin açılması, yavaş çekim, ayrıntılar; çamaşır makinası, düşen şişe. harikaydı !

    27. universal diyor ki:

      derin film..boyu geçiyor sahiden..donanımınızı kontrol edip öyle dalın ya da bırakın film sizin donanımınızı kontrol etsin ! sığ suları sevenler holywood havuzunu seçebilir. not: otomatik portakal’a haksızlık etmeyiniz..edenleri uyarınız.

    28. bora diyor ki:

      travmadan sonra gelgitleri ağır ve sıklaşan bir kadın,derin bir suçluluk duygusu,enfs bir yapım!bedeli hem kendisi hem de erkeği ödüyor!dediği gibi ağlayan kadın kandıran kadınıdr!

    29. aysen aydın diyor ki:

      bence trier in filmografisindeki en zayıf film, ancak buna rağmen 6.6 çok az imdb puanı olarak. (gerçi artık imdb benim için bir kriter teşkil etmiyor). Kadını ve doğayı bu kadar güzel karan, izleyicinin önüne kokusunu bilmediğimiz nefis ve lezzetli bir yemek koyan, metaforlarını gerçekten nitelleştirmiş mükemmel bir yönetmen, mükemmel bir film. İzleyemenlere saygı sonsuzdur da, saçma demeyin bari:)

    30. sen oguz diyor ki:

      filmi korku filmi gibi izleyenler beklentilerini bulamayınca saydırıyor, halbu ki bu, kadın doğasını kasıtlı olarak şeytani bi perspektiften yansıtan provokatif ve sembollerle dolu bi film..kadının adamın ayağını prangalaması mesela sırf kendini terketmesin diye…adam kovuğun içine saklanıyor onu bulamasın diye (ana rahmi?) kadının doğasındaki annelik ve kadınlık dürtülerinin çatışması ve erkeği kendine bağlı tutmak için herşeyi yapabilecek şeytani bir güce sahip olmasını anlatıyor

    31. kafka diyor ki:

      filmdeki iki taş arası safa merve arasınımı simgelemiş??

    32. kafka diyor ki:

      çoçuğun ayakkabıları neden ters giydirilmiş orasını çözsek …..?

    33. AED diyor ki:

      Bir fırtınadır gidiyor bu film hakkında, yargılama ve infazlar çok sert, adeta savunan yok gibi. Gerçi felsefesi ve içeriği gereği savunmaya ihtiyaç da duymuyor bu film..Ama Trier ve film hakkında önemli yanlışlar ve eksikler var. Üstelik çoğumuz düşünme tembeliyiz. Başlayalım o zaman, lütfen yorulup yarı yolda terk etmeyin, ya da yönetmene saçmalamış demeyin : Bir kez Trier sinemasının ana felsefesi ve terminolojisini tanımadan bu filmi yorumlamaya girişmemeli. Çünkü önceden Trier’in bir provokatör olduğunu bilmeliyiz. Trier kışkırtır, rahatsız eder, dürter insanı..Uykudan sert bir darbe ile uyandırılırsınız ve tepeniz atar, tepki verirsiniz.. Çünkü hazır olmadığınız kadar sarsılmışsınızdır. Evet bu adam dürtüp uyandırarak bizi, perişan bir hallerde yollara düşürür. Bunu yaparken de sizinle beraber gelir, onurluca kaderimize ortak olur. Neden insanları sokup duruyorsun diye sorduklarında akrep ne demişti, karakterim bu, ne yapabilirim.. Hatta film yapma tarzı bu.. Nasıl ki Bela Tarr’ın, Tarkovsky’ nin kendine özgü tarzları varsa, Trier in de karakteri bu..Dogville, Dalgaları Aşmak, Avrupa, Melankoli, Karanlıkta Dans ve Antichrist filmlerini gömüş bir kişi olarak, bir ilki yaşadım Avrupa filminde. İpnotize oldum. Evet bazı filmler etkiler, bazıları düşündürür, bazıları üzer ya da güldürür vb, ama bu film beni ipnotize etti. Melankoli’de de hiç tatmadığım bir korkuyu tattım. Bilinçaltımın ta dibinde hep uyuyan bir ezerek acı veren bir korkuyu ortaya çıkardı.
      Trier korkuyor, gördüğü şeylerin göründüğü şeyler olmadığını anlamış bir defa, ve korkuyor; ama sizi de korkutmak değil amacı; hiç de böyle bir niyeti olmadı. O sadece kendi korku tüneline götürüyor bizi. İlk ip ucunu vererek Tarkovsky ye adadığı filminde, sinema tarihinde görülmemiş bir prologa imza atmış. Handelin Rinaldo müziği eşliğinde, ağır çekim bir prolog bu bir çok eleştirmen sadece bu giriş için bile eşi benzeri yok diyor. Bir çocuğun acı kaderi ve ne oluyoruz demeye kalmadan erkek ve kadın cinsel organları ve o bilinen eylem..Bütün korolar durur mu hep bir ağızdan, bu ve diğer cinsel sahneler için pornodan başlıyor iğrençlikle bitiriyor. Gelin artık hiç olmazsa şunda anlaşalım : Trier porno yapmıyor, bir sevişme sahnesi de değil bu.. Eğer bu ikisinden biri olsa idi daha adını bile koymadığı oyuncularını, seksapeli yüksek çekici bir kadın ve erkekten seçebilirdi. Onun derdi dişi ve erkeğin çiftleşmesi.. Yani yeni bir yaşama start veren eylem.. Bunu da şımarıklık olsun, insanlar tartışsın diye yapmıyor. Göstermek istediği başka bir boyut var, sahi siz hiç sevişme denen eylemin, düpedüz hayvan çiftleşmesine benzeyen bu yüzünü de görmüş müydünüz?
      “Ne anlatıyor anlaşılmıyor” korosu, değerli arkadaşım, anlaşılacak bir hikaye olduğunu da nereden çıkardınız ki? “Anlaşılır olan”ın dışında kalan o bitimsiz bölgenin sonsuzluğu yani kaosun nesini anlayacaksınız ki? Trier’in tek derdi sizden kullandığı metaforları çözmenizi istemek değil ki. Hem akıl ve mantık bazen doğma’ya yeniliyorsa neye hakim olacak ve kontrolünüz altında tutacaksınız? Hem üzgünüz hikayeler bitti. Evet Tarkovsky’den, Bela Tarr’ dan beri hikayeler bitti. Öyleyse hangi hikayeyi anlatabilir ki Trier, sizi mutlu etsin ve heyecanlandırsın? Ha işte size bir çıkış yolu; bu filmi yaparken çok derin bir depresyondaymış. Rahatladık mı? Nasıl bu çıkış kapısı havadar mı, nefes alabildiniz mi? Ama bir yerde de şunu demiş ” Hiçbir durumda antichrist için bir özürüm yok, aksine sinemaya olan inancım bu filmle ortaya çıkıyor, bu filmi kariyerimin en önemli filmi olarak görüyorum.” Ne yapsak ki?
      Taa Nietzche’nin Zerdüşt’ünden beri gelen çığlık yankılanıyor, yaşanan gerçeklik hep bir adım önde gidiyor, biz ise kendi yaşantımıza ait yeterli olmayan açıklamalar ile arkadan yürüyoruz. Bu film de bir benzer çığlık, Edvard Munch un tablosunu yaptığı çığlık. Trier, Zerdüştün çığlığını yani varoluşun, o bitimsiz umutsuz şimdinin, ve kontrolsüzce burada var olmanın bu çığlığını, umutsuzca kayıt altına almak istiyor. Kaos sürecek.. İşte tilki dikildi karşımızda, sürecek kaos..Pazar sergisini açtığında Tilki, ortaçağın cadı yakma ritüelleri, genocid, Freud’un bilinçaltı düşleri ve mizojeni, her şeyi önümüze koyuyor. Seçin, batan geminin malları bunlar..Bizler yani kendini beğenmiş, kulelerin tepesinde ahkam kesen bizler ise bu tilki ve onun sergisinden bile bir açıklama ile kurtulmak isteyeceğiz. Yoksa şatolarımız iskambil gibi sökülecek.. Halbuki Tilki orada bize bakıyor, “anlayabilmenin dışında olan”nın yani kaosun sürdüğünü söylüyor. İnin kulelerinizden ve korkularınızın üzerine yürüyün diyor..Hem doğum daha tamamlanmadı ki, kanlı yavru, geyiğin arkasından sallanmaktadır henüz.
      Şeytani doğa kadını kontrol ediyor, ondan bir şeytan yaratıyor. Trier takip edilmesi gereken çakıl taşlarını veriyor, ama bu taşların bizi nereye götüreceğinin sorumluluğunu almıyor. Anne babanın seks yapması sırasında çocuğun ölüme atlaması yaşam ölüm birlikteliğine gönderme, kadının adamı bacağından çivileyerek, oğluna da ters ayakkabılar giydirmesi, çevreye zarara verebilen kendi doğası ile yalnız kalma korkusuna gönderme, üreme organının kesilmesi ve kanlı sperm, insanlığın neslinin sağlıksız devamına, gönderme, saklandığı delikte bulunan kuşun öldürülmesi, doğadaki güçlü zayıf ilişkisine gönderme, klitorisin kesilmesinin kadına şeytani laneti getiren cinsellikten zevk almanın yasaklanması ve seksin sadece doğurganlığa indirgenmesine gönderme , meşe palamutlarının dünyayı ele geçirmeye çalışan sperm sürülerine gönderme..İşte çakıl taşları.. ? Buradan yürüyeceğiz. Bitti mi, rahatladık mı? Anlamanın verdiği huzura ulaştık mı şimdi ?
      Doğadaki sakatlık, örneğin bir kuşun kendi yavrusunu yiyebilmesi, çocuğun ölümünü sadece izleyen, aklı başında kocasına olmadık cinsel şiddet uygulayan kadın. .Önümüzdeki kayalar bunlar. Zaten ortaçağda da kadınlar şeytanla işbirliği yaptığı için cadılaşıp yakılmamışlar mıydı? Her ne kadar onlar filmin epilogunda dağlardan hep beraber geri dönseler de? Sahi dönenler onlar mıydı? Yanlışlığı düzeltin mi diyorlardı..? Trier önde biz arkada, her an geriye dönecek gibi kendimizi güvenceye alarak, sağlam bir iple bağladık kendimizi yürüyoruz. Yolculukta neşeliyiz, çünkü ön yargılarımızı sıraladık, porno, şiddet, kadın düşmanlığı, hayvan sevmezlik.. İşte filmi çözdük, kısaca güvendeyiz. Oysa bu tuzağın tam da kendisi. Kuşkuyla ipi geri sararak geriye kaçmak istediğimizde ipin aynı ip olduğundan ve bizi güvenle başlangıca taşıyacağından şüphelendik birden. Ne olmuştu? Arada ne değişti? Neden daha huzursuz olduk? Neden bu hesabı kapatmanın rahatlığını yaşayamıyoruz? Çünkü Trier, tüm bilgilerimizle yapacağımız açıklamaları birbirinden ayırıyor ve bilgilerimizi yeniden kontrol etmemizi istiyor. Şimdi kim ip kopsa bile sonuna kadar yürür, kim yarı yolda geri dönerek film için başkalarının yaptığı açıklamalarla yetinir? Kim cesurca bütün anlamların ölümden geldiğini ve kendimizi keşfetmemizi isteyenin bizzat kendimiz olduğunu görünce çığlığı basmaz? Aslında çok da donanımlıydık, bilim ve dinler elimizdeydi. Aslında bu, tam da doğanın çığlığı değil mi? Sonlarsak yazıyı, bu film bize göstermek istediği şey çakıl taşlarıdır, ve asıl görmemiz gerekeni Trier bize bırakır. Konformizm bitmeli, insanlık çaba göstermelidir, çünkü insanlığın yeni savaşı, yerleşik düşünce, inanç ve tüm hurafelere karşı yürütülen özgürlük savaşıdır. Çünkü bütün açıklamalar yetersizdir. Bu nedenle ateşi üflemek Trier’e, ne gördüğümüzü söylemek bize düşer.

    34. Demet Yüksel diyor ki:

      Kesinlikle kayıtsız kalınamayacak bir film. İlk sahnesinin açılışı son zamanların en güzel tekniği ve görselliğine sahip. Güneş altında söylenmedik söz, çekilmedik film kalmadı ama Trier’in hakkını yememek lazım. Bu filmi izlememi isteyen sevgili bir kız kardeşimin de dediği gibi ”Adam aşmış, ermiş, 5. boyutu bile yakalamış ve onu görüyor” Bize de izlemek, dehşet, huşu ve anlam avcılığı düşüyor. Filmi pornografik bulanlardan değilim, ama şiddet sahnelerine bakmak yürek ister. Trier kadın düşmanı gibi algılanıyor ama o her şeyi kulağını tersten göstererek anlatıyor bize. Tüm çelişkileriyle, hayat gibi, kadın gibi, doğa gibi….Kadın burada doğa gibi hem yaratıcı hem yıkıcı, ondan kaçış yok ” ne seninle ne sensiz” durumunun örnek varlığı gibi gösterilmiş. Onda kutsal bir dehşet duygusu yaratma hali hakim. Kadının doğa gibi ele geçmez yönünü gösteriyor ve bir çeşit sapkın da olsa ”tanrı” gibi sunuluyor. Doğa gibi kuşatıcı ve kayıtsız kalınamayacak bir varlık gibi. Simgeleri herkes kendince yorumlayabilir ama tilki, karga, geyik simgeleri evrensel duygulara hitap ediyor. Imdb puanına gelince, şimdiye kadar hiç böyle bir konuda yorum yapmamıştım, ama verilen o puan cidden haksızlık. Müzikleri ise insanı aşka ve vecde sürüklüyor.

    35. feyyaz diyor ki:

      filmde iki karakter olması manidar.kadın ve erkeğin genel yapısını(özellikle cinsel) imgelemektedir.kadın kontrolün zor olması sebeiyle doğayı erkek ise daha programlı işleyen kontrolcü sistemleri imgelemektedir.bunu kadının cinsel arzularının etkisindeyken cocuğunun ölümüne göz yummasından anlayabilirsiniz

    36. ece diyor ki:

      AED gayet iyi açıklamışsın . film yorumları olumsuz değil yapıcı olmalı bu her film için geçerli

    37. kevser diyor ki:

      her ne kadar fılm sasırtıcı ve surukleyıcı de olsa ben verılmek ıstenen bır mesaj goremedm sadece gorsellık vardı ama trıer fılmı oldugu ıcın her turlu ızlenır

    38. süveyda vera diyor ki:

      İnsanın iki yaşam enerjisi olan saldırganlık ve cinsellik ele alınmış öncelikle, Freuda göndermede bulunuluyor. Kadının doğasının kötü olduğu inancına geliştirilen bir antitez. Trier bir tokat gibi vuruyor bu filmle insanlığın suratına…

    39. süveyda vera diyor ki:

      AED yorumun tek kelime ile mükemmel. her bir cümleye katılıyorum…

    40. Snan snemacı diyor ki:

      trier in en iyi filmlerinden biri sinemacı olmayanlar anlamadıklarında sukut edip yorum yapmasınlar

    41. ela diyor ki:

      yönetmen hissedilmesi gerekeni ustalıkla hissettiriyor.. kasvetten geberiyodum izlerken:) gerçekten imgeler oldukça iyi yakalanmış modern kadının hayatına realist bi bakış.. izlenilesi.

    ''Antichrist Filmini izle'' Filmi Hakkında Yorum Yapabilirsiniz

       DİKKAT: Yorumu göndermeden önce kutuyu işaretleyiniz!   

      Yönetmenler

    
    Histats