The Man in the Bottle (1960)

The Twilight Zone The Man in the Bottle
Alacakaranlık Kuşağı Şişenin İçindeki Adam
Hazırlayan:EsKO
Yönetmen: Don Medford
IMDB Puanı: 7,6
Tür: Fantastik, Gizem
Sezon:02 Bölüm:02
Arthur ve Edna Kale küçük bir antika dükkanı işletmektedir fakat işleri pek iyi gitmediğinden faturalarını dahi ödeyememektedirler. Kapıdan giren Bayan Gumley, aile yadigarı olduğunu söylediği eski bir şarap şişesini satmaya getirdiğinde, Arthur isteksiz de olsa şişeyi kadından satın alır. Bir süre sonra kaza ile yere düşen şişenin kapağı açılır ve…

Yapım Yılı: 1960
Gösterim Tarih: 7 Ekim 1960
Senaryo: Rod Serling
Ülke: ABD
Filmin Süresi: 25 Dakika
Oyuncular: Luther Adler, Vivi Janiss, Joseph Ruskin, Olan Soule, Lisa Golm, Peter Coe, Rod Serling, Albert Szabo

Dikkat: VİDEO AÇILMIYORSA, SAYFANIZI YENİLEYİP TEKRAR DENEYİN, AÇILACAKTIR.

Bu filmler ilgini çekebilir...

9 Yorum

  1. Nesrin YALIN dedi ki:

    Gerçekçilik… İyi, güzel de… Daha fazlasını istememeyi öğütlediğinde can sıkıcı olabiliyor… Bi öyküden “İşçisin sen işçi kal” tınısı yükselince pek hoş duygular hissettiğim söylenemez.

    • shubat dedi ki:

      aslında fazlayı istememeyi değil de; daha çok, ne istediğine dikkat etmeyi, herzaman umulan sonucun elde edilemeyebileceğini öğütlüyor gibi geldi bana… işçiye, “işçi kal” deme düzeyinde agresif değil.
      zaten, tüm twilight yapımları, “öncelikle, elindekinin değerini bil” der…

      • Nesrin YALIN dedi ki:

        Haklısınız. Ama o mesaj da hoşuma gitmiyor. “O küçük, borçlu, sıkıntılı vs. ” yaşamımızın (!) ne güzel olduğunu sıkça öğütlediğini gözlemledim serinin. Sanırım bu genelleme ondan oldu… Eninde sonunda dünya üzerindeki haksız paylaşımdan sonuç çıkarması gereken ezilen kesim olunca… Çıkan sonuç da “Bak senin o sıkıntılı vs. yaşamın aslında ne güzel …” olunca tepkisel yaklaşıyorum. Durum budur.

        • gece yarısı sinemacısı dedi ki:

          çok güzel açıklamışsınız, gerçekten de sonuç çukarması gereken hep ezilen kesim oluyor, hep mutlu olmak için neden aramak zorunda kalan da …

  2. zafer dedi ki:

    mükemmel düşünülmüş. bugün bile kimsenin aklına gelmeyecek bir istek. ama sanırım sonsuz para için tayyip bu işe ayıkmış. bizim şanssızlığımız da onun bu ülkede olması..

  3. adem dedi ki:

    Arzular ıstırab getirir. Gautama Buddha.

    Yorumları okuduğumda çoğu insanların bakan ama görmeyen olduklarını anlıyorum.

  4. Serap Kaya dedi ki:

    Çok teşekkürler bu klasik dizileri bizlere sunduğunuz için.

  5. BİLHAN KAHRAMAN dedi ki:

    Emek vermeden biryere gelemezsin.

  6. mehmet dedi ki:

    Öncelikle,SHUBAT..arkadasımıza tesekkür ederim yorumu düşünsel bakış açısı mükemmel.bencede öyle elimizdekının değerını bilmeliyiz….
    bölüm konusu cin olduğu için..bende bir fıkra yazayım…
    laz’ın biri sahilde oturuyormuş.birden bir CİN belirivermiş.ey insanoğlu dile benden ne dilersen demiş.
    insan;ben karadenize otoban istiyrum demiş.
    cin;üff kumu çimentosu.çakılı hangi birini sayayım uzun iş o sen baska bişey iste demiş.
    insan; tamam demiş başka şey isteyeceğum…habu kadınları ben hiç anlamıyrum.
    haçen sen bu hatunları anlat bana ne isterler demiş.
    CİN; düşünmüş düşünmüş, bu senin otoban kaç şeritli olacaktı.:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir